Beyin çürümesi serisi 3 :

Son zamanlarda bir şey fark ettim: Ne zaman elimdeki işe odaklanmaya çalışsam, beynim sanki “bu işi yapma” diyormuş gibi oluyor. Bir bildirim sesiyle dikkatim dağılıyor, sonra YouTube’da 2 dakikalık video izleyeyim derken 1 saat geçmiş oluyor. “Ben az önce ne yapıyordum?” diye sorarken buluyorum kendimi hemen. İşte tam bu noktada “beyin çürümesi” denen kavramın üstünde daha fazla durdum,ve bunun önüne geçmenin yollarını aradım.

Artık beynimiz sürekli bir şeylere maruz kalıyor. Bildirimler, aramalar, hızlı içerikle vb. birçok şey ve biz de ister istemez bu döngüye kapılıyoruz. Düşünsene, bir gün boyunca kaç farklı düşünce, konu ya da içerikle meşgul oluyoruz? Cevap: Aşırı fazla. Yani zihnimizin bir bilgisayar olduğunu varsayarsak, arka planda sürekli 100 sekme açık gibi geziyoruz. Böyle olunca da odaklanmak, düşünmek, hatta bir konuda derinleşmek bile imkânsızlaşıyor.

Kendimden örnek vereyim: Eskiden kitap okurken gerçekten içine dalardım, saatlerce başka bir dünya yaratırdım zihnimde. Şimdi ise 10 sayfa okuyunca elim telefona gidiyor. “Acaba mesaj geldi mi?”, “Story’e kim baktı?”, “Yeni bildirim var mı?” gibi sorular beynimde sıraya giriyor. Bu sadece dikkat dağınıklığı değil, resmen zihinsel bir tükenmişlik. Ve bu tükenmişlik, bizim hayal kurma yetimizi, uzun vadeli plan yapma becerimizi ve hatta kişiliğimizi, karakterimizi bile etkiliyor.

Bir de işin duygusal boyutu var. Beynimiz sürekli başka şeylerin peşinde koşar hale geldi. Her beğeni, her yeni içerik küçük bir haz veriyor bana. Ama bu kısa süreli hazlar, uzun vadede içi boş bir mutsuzluğa dönüşüyor. “Her şey var ama hiçbir şeyden tat almıyorum” hissi tam olarak buradan geliyor. Bir şeyler eksik ama ne?

Bence eksik olan şey “boşluk.” Yani zihinsel boşluk. Sıkılmak mesela. Evet, sıkılmak aslında yaratıcı düşünmenin başlangıcıdır ama biz sıkılmaktan da kaçıyoruz. O yüzden belki de artık bilinçli olarak kendimize boş alanlar yaratmalıyız. 1 saat telefona bakmamak, bildirimleri kapatmak, sessiz yürüyüşler yapmak, gün içinde hiçbir şey yapmadan oturmak bile beyne “yeniden başla” sinyali verebilir.

Kısacası, beyin çürümesi artık sadece teknolojiyle değil, bizim bu teknolojiye teslim oluşumuzla da ilgili. Biraz frene basmazsak, gerçekten zihinsel olarak çöküş yaşayacağız. O yüzden kendimizi, zihnimizi, hatta düşünme biçimimizi yeniden eğitmemiz gerekiyor.

Belki de ilk adım şu soruyu sormak: Ben gerçekten bu muyum? Bu sistemin içinde bir robot gibi kaldık. Düşüncelerimiz, hayallerimiz, beğendiğimiz şeyler bile bize ait değil. Bizi yöneten bir güç var ve biz güç karşısında kaderimize razıymış gibi davranmamalıyız. Eğer bu yazılarımın hepsini okuduysanız sizde artık harekete geçebilirsiniz. Eğer kendine inanıyorsan kendini kontrol edebilirsin. 

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın